Cheese 2019: Yetiştiriciler, hayvan otlatanlar, peynir imalatçıları konferans ve tartışmalarda sahneye çıkıyor

20 – 23 Eylül 2019 tarihleri arasında İtalya’nın Bra kentinde düzenlenen Cheese etkinliğinin on ikincisi, süt ürünleri sektörü açısından hayati konulara ayrılmış konferanslardan oluşan bir program sunarak, muazzam siyasi öneme sahip bir etkinlik olarak kendisini kanıtlıyor. Biyolojik çeşitlilik ve doğanın yolunda gitmeyi tercih ederek akıntıya karşı kürek çekmeye karar vermiş yetiştiriciler, hayvan otlatanlar ve peynir imalatçıları aslında bu etkinlikle tartışmaların tam merkezine yerleşiyor.

Her konferans kahraman fırıncılar, peynir imalatçıları ve kasapların gerçek deneyimlerini ele alıyor; bu kişiler piyasanın soğuk mantığını kabul etmeyi reddetmiş kişiler ve bize basit birkaç soru soruyorlar: Kimin tarafındayız? Bilinçli tüketim, iyi, temiz ve adil gıda tercih etmek gibi iyi uygulamaları benimsemek ne kadar kolay?

Doğalın üç tonu için üç buluşma. Cheese etkinliğinin peynirlere, söğüş ürünlere ve (tam olarak) doğal ekmeklere ayırdığı konferanslar bunlar.

Doğal peynir imal etmeyi tercih edenlerin karşılaştıkları güçler ve üstlendikleri üretimle ilgili riskler neler? Daha yüksek fiyat ödemeye istekli bir tüketicinin elde edeceği avantajlar neler? Doğal bir peynirin ardında lezzetin ötesinde çevre, sağlık, sosyal konular açısından neler var? Etkinliğin baş kahramanlarına ayrılan kısımda hayvan otlatanlar ve peynir imalatçıları, araştırmacılar ve uzmanların yanıt vereceği soruların bazıları bunlar. Doğal Peynir: Meralardan ve Hayvan Soylarından, Çiy Süte ve Doğal Mayalara (21 Eylül). Birbirlerine rakip iki dünya, doğal ve sanayi tipi peynirler sahnede karşı karşıya: Doğal olanlar bölge ve sonsuz aromatik duyularla olan karmaşık ilişkiyi açıklarken, piyasada en büyük yeri kaplayan diğeri tadın standart hale getirilmesini ve onay alma konularını açıklıyor.

Düşünceler devam ediyor Doğal Şarküteri: Yetiştiricilik, Çiftçilik, Doğal Koruyucular – (22 Eylül). Bir yanda yabanıl veya yarı yabanıl durumda bakılan, kendi doğal davranışlarını sürdürmekte serbest ve iyi beslenen, açık alanlarda yeşil yemleri kökleyerek ve mısır, arpa, buğday, kepek veya protein bakliyatları tabanlı tahıllarla beslenen yerel soyların etiyle yapılan işlenmiş etler mevcut. Diğer yanda ise hayvanların sıklıkla hareket etme, oynama veya keşfetme olanağı çok az olan veya hiç bulunmayan sınırlı, dar alanlarda kısıtlandığı, işlenmiş etlerin üretiminde eti mikrobiyal kontaminasyona karşı korumak ve kıvamı ile görünümünü iyileştirmek açısından kullanışlı olan renklendiriciler, koruyucular, kazeinleştiriciler, kıvam arttırıcılar, nitritler ve nitratların kullanıldığı endüstriyel çiftçilik.

Doğal Ekmek: Tahıl, Un, Mayalama (20 Eylül). Tahıllar, unlar, mayalama, antik çeşitlere ayrılmış bir buluşma, fermantasyonlar ve hünerli deneyimler; hepsi de maya, un ve hububat konusunda kendi düğümlerimizi çözmek için. Yaşamını ekmekten kazananların öykülerini keşfetmek ve ekşi mayalı ekmeği neden tercih etmemiz gerektiğini hep birlikte anlamak için bir fırsat; bu tercih yalnızca daha yoğun lezzetler ve rayihalar için mi, yoksa hem kendimizin, hem de gezegenimizin sağlığı için mi?

Bu üç konferans yer olduğu sürece ücretsiz ve Cassa di Risparmio di Bra Salonu, via Antonio Sarti 8 adresinde gerçekleşecek.

Male Schools avlusunda alışıldığı gibi Biyolojik Çeşitlilik Evi geri döndü; burası, yalnızca toplantılara, tartışmalara değil, aynı zamanda tüm dünyadan dayanma gücü yüksek hayvan yetiştiricilerinin lezzetleri ve öykülerine de ev sahipliği yapıyor.

Herkesin söğüş ürünleri, peynirleri ve şarapları kimyasal katkı maddeleri olmadan tadabilecekleri öğleden sonra 5’teki alışılagelmiş tümü “doğal” günlük aperatiflerin yanı sıra baş kahramanlarla tartışılan pek çok konu mevcut. Her ikisi de doğal peynir yapımı projesi çerçevesinde dünyaya gelmiş olan yeni uluslararası Koruma Grupları toplum önünde ilk defa görücüye çıkacaklar: Çiğ süt ile Camembert fermier ve Tatra Dağlarından Slovakian Bryndza.

İran’dan Bosna-Hersek’e kadar uzanan bir coğrafyada üretilen, muhtemelen dünyadaki en eski peynir kategorisi olan koyun derisinden tulumda olgunlaştırılanlar gibi unutulmuş ürünlerin yeniden keşfiyle ilgili derinlemesine bilgide hiçbir kısıtlama yok. Slow Food tarafından geleneklerin korunması ve yerel ürünlerin zenginleştirilmesi konusunda yürütülen çalışmalar, çiğ sütten yapılan ve obrukta olgunlaştırılan Türk Divle Tulum Peynirinin Tescilli Menşe Adı (PDO) olarak kabul edilmesi gibi ilk meyvelerini veriyor.

Çok ciddi bir kriz geçirmekte olan Sardinya ve hayvan otlatıcılarına yönelik özel bir toplantı var. Burası yaklaşık üç milyon koyunun yetiştirildiği görece küçük bir alan ve yüksek kalitedeki süt, bunları Pecorino romano DOP ve Pecorno sardo DOP üretimi için kullanan kooperatif süt çiftliklerine satılıyor, bu da kalitenin vasatlaşmasına ve süt fiyatının düşmesine yol açıyor.

Ortak Tarım Politikasının geleceği ve tozlayıcıların rolü, Tescilli menşe adı (PDO) ve Tescilli mahreç işaretinin (PGI) önemi ve etkisi, ancak aynı zamanda yabani otların sütün ve peynirin lezzeti üzerindeki beslenmeye yönelik sonuçları ele alınıyor.

Bütün program burada, kaçırmayın

Basın akreditasyonu için buradan bir başvuru formu doldurun.

 Cheese Basın Ofisi

Slow Food – İtalya Dışı Basıninternationalpress@slowfood.it

Paola Nano (+39 3298321285); Giulia Capaldi (+39 3428278485)

Slow Food – İtalyan Basınıpress@slowfood.it

Valter Musso (+39 3357422962); Alessia Pautasso (+39 3428641029); Elisa Virgillito (+39 3452598615)

Bra Kenti: Elena Martini; Erica Asselle; +39 0172 438278; urp@comune.bra.cn.it

Cheese etkinliği, Piedmont Bölgesinin desteği ve Avrupa Birliği, CRT Vakfı ile CRC Vakfı ve Resmi Ortaklarının katkısıyla düzenlenmektedir: Agugiaro&Figna Molini, BBBell, Consorzio di Tutela della Mozzarella di Bufala Campana Dop e della Ricotta di Bufala Campana Dop, CR Bra, Egea, Lurisia, Parmigiano Reggiano, Pastificio Di Martino, Quality Beer Academy, Reale Mutua.

Slow Food, hızlı yemek kültürünün yükselmesine karşı harekete geçerek, yerel yemek kültürlerinin ve geleneklerinin ortadan kaybolmasını önlemek amacıyla 1989 yılında kurulmuş yerel topluluklardan oluşan küresel bir ağdır. Slow Food kuruluşundan bu yana iyi, temiz ve adil yiyeceğe herkesin erişebilmesini sağlamak için gayret göstererek, 160’ın üzerinde ülkede milyonlarca kişinin yer aldığı kürsel bir hareket halini almıştır. Slow Food bütün harekete rehberlik etmekten sorumlu bir şemsiye organizasyondur.

Popular tags: